Başarıyı Çeken Zihniyet : Growth Mindset

Hayatta hepimizin büyük küçük hedefleri var. Bu hedeflere ulaşmaya çalışırken bazı noktalarda kendimize karşı çok acımasız olup başarısız olabilme ihtimalimizi düşünerek kimi zaman hiç başlamadan kimi zaman da en küçük engelde pes edebiliyoruz. Aslında sahip olduğumuz kalıplardan ve başarı algısından çıkabildiğimizde, hedeften ziyade hedefe giden yoldan keyif almayı öğrenebiliriz. Buna da “Growth Mindset” bakış açısını benimsemek deniyor.

Growth mindset aslında “fixed-mindset” yani kısıtlanmış zihniyetin tersi. Temelinde isteyen herkesin herhangi bir beceride ustalaşabileceğini savunuyor. Fixed mindset ise yetenek kavramının doğuştan geldiğini ve buna sahip değilsen başarılı olabileceğin bir yolun olmadığını söylüyor. Fixed mindset’in gerçekçi bir hayat bakış açısında pek de faydalı olmadığı çıkarımına şuradan ulaşabiliriz:

Ali çalışmadan 11. sınıfa kadar hep 90 üstü not almış olsun. Doğal olarak kendisini zeki görür ve çalışmamaya devam eder. Aldığı notları sahip olduğu zekaya bağlamıştır. 11. sınıfta matematik dersinden alacağı 50, Ali’nin kendisine olan inancını sarsmakla kalmayıp kendisini “aptal” ve “işe yaramaz” hissettirdiğinden çalışma motivasyonu da sağlamaz. Bu şekilde Ali kendisini suçlamaya devam eder ve çözüm aramaktansa ego zedelenmesini düzeltmekle zaman kaybeder. Ali’nin sınıf arkadaşı Ceren ise matematikte hep çok kötü olmuştur. Ancak bu Ceren’in ders çalışmasını hep körüklemiştir ve aynı sınavdan Ceren bu sefer 80 alır. Sebebi ise Ceren’in kararlılıkla çalışmayı bırakmayıp iyi notlar alacağına inanmasıdır. Elbette ki Ceren yine 40 alabilirdi, fakat bu yine bir problem olmazdı: Eğer süreçten eminsek, yolun sonuyla arasındaki mesafe çok ufak bir detay olmalı. İlla ki yol bitecek ve hedefe varılacak.

Her şey zaman alır. İyi şeyler daha çok zaman alır.

Çoğu zaman düştüğümüz yanılgılardan biri de, hemen hedefe ulaşma isteği. Bu istek aslında o kadar tehlikeli ki, süreçten hızlıca vazgeçmeyi içerdiğinden ortada ne süreç ne de hedef kalıyor. Sürekli durumdan şikayet etmeye , bir şey deneyip 10. günde vazgeçmeye ve aynı kısır döngüde takılı kalmayı beraberinde getiriyor.

“Growth Mindset” aynı zamanda çoğu başarılı insanın benimsediği bir görüş. Hedef insanları, süreci kabullenmiş ve süreçten keyif alabilen insanlardır. Bunun için de sürdürülebilir bir sürece sahip olurlar. Sürdürülebilir bir süreç yaratmaksa ne istediğini bilmekle başlar ve bunu belirli bir plan çerçevesinde zamana yaymakla devam eder.

Öncelikle herhangi bir düzen yaratarak işe başlayabiliriz. Ne istediğinizi bildiğiniz zaman, ona gidecek yolları düşünmek çorap söküğü gibi gelecektir. Aslında çok basit bir şemada özetleyebiliriz.

  1. Bir süreç yarat. (Alışkanlıklar içeren, test edilebilir)
  2. Kendine zaman tanı, belki 10 gün belki 15 gün, sonuç alıyorsan devam et almıyorsan tekrar ilk aşamaya dön ve yeni bir süreç yarat ya da süreci düzenle.
  3. Sonuçlar görmeye başla, en sonunda ana hedefe ulaş.

Bir süreç yaratırken dikkat edilebilecek en önemli faktörlerden biri de değişime açık bir süreç olması. Henüz test edilmemiş bir şeyden nasıl %100 çalışır diye bahsedemiyorsak ve buna göre optimize ediyorsak, sürecinizin de bir test aşaması olduğunu bilmeli ve daha önce de dediğim gibi kendinize zaman tanımalısınız.

Tavsiye alın. / Kendi süreçleriyle başarılı olmuş insanları okuyun.

Yukarıdaki madde de yine unuttuğumuz belki de kaçındığımız bir durum. Fakat yardım almak veya tavsiye almak acınası bir durum değil. Aksine, sizi istediğiniz o ana olaya yaklaştıran karşılıklı bir aktivite.

Konfor alanınızdan çıkın ve efor sarf edin.

Konfor alanını terk etmek sosyal medyada özellikle bu dönemde de adından epeyce söz ettiren popüler bir kavram. Popülerliği haksız da sayılmaz, günlük rutinimizden değişim için ayrıldığımız zaman bambaşka bir dünyaya açılıyoruz, açılmasak da açılmamız gerekiyor. Her güne “yapamam herhalde” dediğiniz ufak bir şeyle başlarsanız, onu yaptığınızda size yansıyacak olan his hem özgüveninizi artıracak hem de size daha fazlasını yapmak için cesaret verecek.

Gerçekçi olun ve küçük adımlarla başlayın.

Herhangi bir konuda disiplinli olmak sanıldığı kadar kolay değil. Motivasyon ile disiplinin arasındaki temel fark da buradan geliyor. Disiplin, irade ile ilgiliyken motivasyon anlık bir itici güçtür. Eğer motivasyonu disipline çevirebilirseniz, düzen oluşturmuş olursunuz. Disiplin de denemeyle, kendini ödüllendirmeyle ve öz saygıyla var olmaya devam eder. En sonunda sizi hedefe götüren anlık motivasyonlarınız değil, sürdürülebilir yaşam düzeninizde var ettiğiniz disiplinli alışkanlıklarınızdır.

Bir Cevap Yazın